Oruc vücudu nasıl temizler ?

Aşağa gitmek

Oruc vücudu nasıl temizler ?

Mesaj  feyza55 Bir Ptsi Eyl. 24, 2007 10:44 am

Oruç, İslam
Ülkelerinin dışında da hızla yayılmakta, bu konuda birçok kişi
araştırma yaparken, hastalıkların önlenmesi için orucu tavsiye eden
mütehassıs doktorların sayısı her geçen gün artmaktadır.



Şu anda Batı Almanya’daki 29 klinikte, oruç ile tedavi yapılıyor. Ve
oruç, hemen hemen her hastalığı tedavi ettiği gibi, fazla kiloların da
sağlıklı bir şekilde atılmasını sağlıyor. Oruç Mütehassısı olarak
bilinen Dr. Hellmut Lützner’e göre oruç, vücudun senelerce depo ettiği
zehirleri ve pislikleri dışarıya atmanın en tabii yoludur.



Oruç, insanlık tarihi kadar eskilere dayanır ve bütün canlılarda, ortak
bir özellik olarak göze çarpar. Haftalarca veya aylarca aç kalarak bir
nevi oruç tutmak, tabiattaki birçok canlının hayatında her sene
görülmektedir. Ve oruç tutma istidadı olmaksızın canlıların sağ kalması
mümkün değildir.



Bugün birçok gelişmiş ülke, bolluk içinde yaşıyor. Fakat bu bolluğa
alışmış olmaları yüzünden de artık hiçbir zorluğa cesaret edemiyorlar.
Bu ülkelerde aşırı beslenmeden doğan hastalıklar, bir çığ gibi artarak
yayılıyor.



Her milletin, kendine has bir yemek listesi bulunur. Ve ailece hep
beraber yemek yeme, aile fertlerinin birbirine olan bağlılık
duygularını geliştirir. Hatta iş icabı olarak birbirini daha iyi
tanımak isteyenlerin yaptıkları ilk iş, bir restoranda buluşmaktır.
İşte bu “belirli vakitlerde aynı yemekleri paylaşma hadisesinin”
güçlendirdiği sevgi ve saygı duygularını, acaba oruçtan daha iyi hangi
şey sağlayabilir?



“Dini bayramların manevi havasını tatmak için, oruç tutarak hazırlanmak
şarttır” diyen Münihli Psikolog Jürgen Von Schedit, sözlerine şöyle
devam ediyor:

“Oruç, gelenek olmaktan çıkınca, içindeki gizli kıymetler de yok
oluyor. Diğer bir ifade ile insan maddiyata fazla dalınca, maneviyatın
kokusunu bile alamıyor.”



Herkesin bilmesi gereken bir başka oruç da, hastalanan bütün canlıların
insiyaki olarak tuttukları oruçtur. Sıhhatini kaybeden canlılar, yeme
ve içmeyi terk ederler. Bunun açıklaması şudur: Tehlikeye maruz kalan
vücut, hazım ile uğraşmayı istemez. Çünkü bu hadise ile, canlının
aldığı gıda enerjisinin üçte biri harcanır. Bu sebeple vücut bütün
gücünü, hastalığa karşı savunmaya yöneltir.



Orucun unutulan kıymetlerini Batı Dünyasına tekrar anlatmakta büyük
payı olan Dr. Otto Buchinger (1882-1970) “Şifalı Oruç” adındaki
kitabında, bizzat kendisinin büyük bir hastalık neticesinde oruca
başladığını yazmaktadır. Tehlikeli bir mafsal romatizmasına yakalanan
Buchinger, hastalığın arttığını, kaslarının eriyerek karaciğerinin
büyüdüğünü ve safra kesesinin iltihaplandığını görünce oruç tutmaya
başlamıştır. Buchinger, Alman oruç uzmanlarının en tecrübelisi sayılan
Gustav Riedl’in kontrolünde oruç tutmuş ve tamamıyla iyileşerek
sıhhatine kavuşmuştur.



Dr. Buchinger, on binlerce hasta üzerinde yapmış olduğu araştırmalarını
şu cümleyle özetler: “Tansiyon düşüklüğü gibi istisnalar hariç, hiçbir
hastalık yoktur ki, orucun faydası olmasın veya tamamıyla
iyileştirmesin! Oruç, bıçağa gerek duyulmayan bir ameliyattır.”

Oruç mütehassısı Dr. Lützner de, eski 10 bin metre koşucularından 54
yaşındaki bir sporcunun en iyi derecelerini, 49. oruç gününde elde
ettiğini belirtmiştir.



Oruç mütehassıslarından biri olan, bayan Dr. Helga Bühler, “açlık grevi” ile “oruç” arasındaki farkı şöyle belirtmektedir:

“İkisinin arasındaki tek fark, insanın niyetidir. Oruç, pozitif ve
istekli bir harekettir. Açlık grevi ise, öfke ve gazaptan kaynaklanır.
Bilindiği gibi öfke ve sinirlilik halleri mide asidi üretmekte, mide
asidi ise acıkmaya sebep olmaktadır. Dolayısıyla oruçlu kişi açlık
hissetmezken, diğeri büyük bir açlıkla karşı karşıyadır.”



Oruçlu bir insan, yemek yeme telaşından kurtulduğu gibi, ikide bir de
yemek hazırlamak veya bulaşık yıkamak derdinden de kurtuluyor. Bu arada
insan, bambaşka şeylerden kurtulduğunu da anlıyor. Psikolog Jurgen Von
Scheidt, bu konuda şunları söylüyor:

“Özellikle kendini eşyaya bağımlı hissedenler için bağımsızlık
kazanmak, son derece kıymetlidir. Orucun verdiği bağımsızlık duyguları
ile, böyle bir hazineye sahip olmak mümkündür. Oruç ile, esas
problemleri bağımlılık olan bütün insanların, uyuşturucu madde
müptelalarının ve alkoliklerin psikoterapi yoluyla tedavi edilmeleri
mümkün oluyor.”



Dr. Hellmut Lützner, “Oruç Sayesinde Yeni Doğmuş Gibi” adlı kitabında, şu gerçekleri dile getiriyor:

“Oruçlunun hissettiği acıkma safhaları, aslında tedavi seanslarıdır. Bu
safhalar, hastalıklı ve zararlı maddelerin dokulardan koparıldığı ve
vücutta dolaştığı saatlerdir. Oruç sırasında bazı vücutlarda meydana
gelen ağız ve ter kokuları, bu zararlı maddelerin vücuttan atılması
sebebiyledir.”

Dr. Hellmut Lützner, şöyle devam ediyor:

Oruç tutmanın verdiği zevki, sağlamış olduğu şu faydaları öğrendikten sonra, daha iyi tadabilirsiniz.

* Güçlü bir maneviyat.

* Kendi ruh dünyanıza ve vücudunuza karşı, gitgide artan bir alaka.

* Tasavvur ve hatırlama gücünde elde edilen artış.

* Kendinize olan güveninizin sağlanması ve kararların büyük bir soğukkanlılıkla alınabilmesi.

* Tad alma duygusunun güçlenmesi ve oruçtan sonra, çok daha sağlıklı bir beslenmenin elde edilmesi.

Bütün bu sayılan faydaların oruçla elde edilmesi, gerçekten hayret
vericidir. Orucun ilk günlerinde ortaya çıkan güçlükler ise, basit bir
yolla giderilir. Oruca başlanılan günlerde bol meyve yemek, midede
kalan et parçalarının çürümesine mani olmakta, böylece mide bulantısı
veya baş ağrısı gibi rahatsızlıklar da giderilmektedir.

Yazımızı Dr. Buchinger’in bir sözü ile noktalıyoruz.

“Oruç, bıçağa gerek duyulmayan bir ameliyattır.”

_________________
AramıoRum Kımseyı...oLması greKenLer zaTen Yanmda...Ynmda oLmayıp Benı BırakanLar aRtq Kımın umrunda..

avatar
feyza55
Admin
Admin

Kadın Mesaj Sayısı : 268
Yaş : 26
Nerden : samsun
İlgi Alanları : ilgisiz
Kayıt tarihi : 16/09/07

Kullanıcı profilini gör http://55genclik.forumotion.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz